TOGG 2023 yılına kadar 4 bin 300 kişilik istihdam sağlayacak

Yedek parça ve otomotiv satış sonrası sektöründe 50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Motor AŞİN, Türkiye'nin yerli otomobil projesi TOGG'a ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

İlk otomobilin seri üretim bantlarından çıkıp yollarla buluşmasının ardından, elektrikli otomobillerin ihtiyacı olan tüm altyapının büyük bir ivmeyle ülke çapında gelişeceğini vurgulayan Motor AŞİN CEO’su Saim Aşçı, “Bu proje için çalışan binlerce mühendis içinde çok nitelikli 500’e yakın mühendis projenin yarınına imza atmak üzere üstün gayretle çalışıyorlar. 2023 yılına kadar kademeli olarak toplam 4 bin 300 kişilik istihdam sağlanması hedefleniyor. Yazılım, otonom, elektrik gibi teknik konularda uluslar arası standartları yakalamaya çalışıyorlar. Ülkemizin böyle gecikmiş olan bir projeye start vermesini, canı gönülden destekliyoruz. Üretime geçişle birlikte bu girişimin maksimum 5 sene içinde otomotiv satış sonrası ekosistemini ve yedek parça sektörünü de hızla dönüştüreceğini öngörüyoruz.

Türkiye otomotiv sanayisi edindiği köklü tecrübelerle çok güçlü bir yapıda ve TOGG projesi kapsamında üretilecek otomobillerin ihtiyaç duyacağı tüm komponentleri geliştirecek, OEM ve eşdeğer parça statüsünde üretim kabiliyetine sahip birçok yerli markayla 6 milyar euro’luk pazarın 2 katı büyüme potansiyeli var” dedi.

Avrupa’daki regülasyonlara bağlı olarak elektrikli otomobillere olan ilginin artışı ve Türkiye’nin lojistik üssü konumunda yer almasıyla, girişimin seri üretim elektrikli otomobil ihracatının yanı sıra, yedek parça ihracatıyla da ülke ekonomisine ciddi döviz girdisi sağlayacağını ifade eden Motor AŞİN CEO’su Saim Aşçı, 2019 yılında lansmanı yapılan TOGG’un, ülkemiz adına otomotivde bir milat olduğunu belirtti. Türkiye’nin dünya çapında bilinen Toyota, Hyundai, Fiat, Ford ve Renault gibi markalara üretim yaptığını; fakat aynı zamanda, arka planda bu üretimlerin dışında birçok otomobil markasına yedek parça desteği sağladığını dile getiren Aşçı; ülkemizin özellikle binek araç üretimi konusunda hali hazırda güçlü bir insan kaynağına ve tecrübeye sahip olduğunu söyledi.

“Geniş bir vizyon ve milli bir duruşla projeye katkı sağlamalıyız”

Türk otomotiv sanayisinin yaklaşık 70 yıllık köklü bir geçmişi olduğunun altını çizen Aşçı, yerli bir markayla yepyeni bir otomobil üretimine geniş bir vizyonla yaklaşmak gerektiğini ifade ederken, “Elektrikli araç yeni ve gelişmekte olan bir pazar. Bu pazardan alınabilecek maksimum paydayı alabilme ihtimalimiz varken, sadece satış sonrası olarak üretim yapmamız nispeten küçük bir vizyon. Sadece satış sonrası yerine her ikisini de yapabilme kabiliyetine sahibiz. Otomotiv sektör; dış ticaret fazlası verdiğimiz, güven ve istikrarla ilerlediğimiz bir alan.

Dünya’da ve Avrupa’da otomobil üretiminde ilk sıralarda yer alıyoruz. Trendi yakalamamız açısından Türkiye’nin Otomobili’nin elektrikli doğması, çok doğru bir karardı ve bu fırsatı doğru zamanda yakaladık. Hatta bence bir adım ileride tüm TOGG ekibi bu projede yarını konuşuyor diyebiliriz. Bu özgüven ve heyecan projenin başarısını çok olumlu etkileyecektir. Küresel pazarda oyun değiştiren bir aktör olma yolunda ciddi bir motivasyon verdiğini düşünüyorum. Bu konuda milli bir duruş sergileyerek, tüm paydaşların bu açılımı canı gönülden desteklemesi gerektiği aşikar. Bunun gibi yerli projelere tüm sektör olarak katkı sağlamalıyız” açıklamasında bulundu.

“TOGG ile satış sonrası 2 kat büyüme potansiyeline sahip”

Ülkemiz otomobil endüstrisinde yedek parça sektörünün her yıl ortalama 3 Milyar Euro’dan fazla ihracat gerçekleştirdiğine de değinen Motor AŞİN CEO’su Saim Aşçı, yerli üretim otomobillerin pazarın gelişmesinde büyük rol oynadığını belirterek şöyle konuştu: “TOGG projesi kapsamında üretilecek otomobillerin ihtiyaç duyacağı tüm komponentleri geliştirecek, OEM ve eşdeğer parça statüsünde üretim kabiliyetine sahip birçok yerli markayla pazarın 2 kat büyüme potansiyeli var. Karoserden yürüyen aksama, janttan şanzımana, camdan lastiğe, bataryaya, motor ve şanzımana her alanda parça geliştirebilen ve üretebilen yerli markalarımız mevcut. Bu nedenle üretime geçişle birlikte girişimin maksimum 5 sene içinde otomotiv satış sonrası ekosistemini ve yedek parça sektörünü hızla dönüştüreceğini öngörüyoruz”